top of page

Markayı Fark Ettirmek Sanat, Unutturmamak Stratejidir.
Ara


Japonların Pazarlama Sırrı: Daha Az Konuş, Daha Çok Güven Ver
Pazarlamacı olmanın yan etkilerinden biri şu: Artık hiçbir şeye normal insan gibi bakamıyorsunuz.Bir markete giriyorsunuz, raf düzenini inceliyorsunuz. Bir kafeye gidiyorsunuz, müşteri deneyimini analiz ediyorsunuz. Bir reklam izliyorsunuz, hikâye kurgusuna takılıyorsunuz. Tatilde bile beyninizin bir köşesinde KPI'lar, marka algısı, tüketici davranışları dönüp duruyor. Benimki de biraz öyle. Bu aralar Japon markalarını inceliyorum. Bizim alıştığımızın dışında bir tar ve bence
pinarilkin
6 Haz2 dakikada okunur


Türkiye'de Pazarlamanın İlk Adımları: Unutulan Duayenler, İlk Markalar ve Bugüne Kalan Dersler
Pazarlama bugün dijital reklamlar, veri analitiği, yapay zekâ ve sosyal medya stratejileriyle anılsa da, Türkiye'de pazarlamanın temeli insan psikolojisini anlamak, güven oluşturmak ve hikâye anlatmaktır. Cumhuriyet'in ilk yıllarından günümüze kadar uzanan bu yolculukta, bazı isimler ve markalar yalnızca ürün satmadı; tüketici davranışlarını değiştirdi, yeni alışkanlıklar oluşturdu ve pazarlama tarihine yön verdi. Pazarlama Kavramı Türkiye'ye Nasıl Geldi? Osmanlı döneminde pa
pinarilkin
30 May3 dakikada okunur
Tatilde Avrupa Yakası İzleyen Beyaz Yakalar
Bayram tatili gelince beyaz yakalıların ikiye ayrıldığına inanıyorum. Bir grup gerçekten tatil yapıyor. Diğer grup ise "Bu tatilde kendime vakit ayıracağım, kitap okuyacağım, yürüyüş yapacağım." diye başlayıp üçüncü gün kendini Avrupa Yakası'nın 127. bölümünü izlerken buluyor. Ben ikinci gruptayım :) Üstelik bundan hiç rahatsız değilim. Çünkü Avrupa Yakası'nı açınca sadece bir dizi izlemiyorsunuz. Eski bir arkadaş grubunun arasına oturuyorsunuz. Bir süre sonra karakterler diz
pinarilkin
29 May2 dakikada okunur


İnsanlar Kahve Almıyor, “Bugün Bunu Hak Ettim” Hissi Alıyor…
Pazarlamada bazen çok garip bir şey oluyor. Markalar saatlerce logo konuşuyor, renk seçiyor, slogan düşünüyor. “Bir tık daha premium görünelim” diye toplantılar yapılıyor. Sonra ürün çıkıyor…Ne mi oluyor, insanlar dönüp bakmıyor bile. :) Çünkü gerçek şu: İnsanlar çoğu zaman ürün satın almıyor. Kendileriyle ilgili bir his satın alıyor. Bir anne sadece bebek bezi almıyor. İçindeki “iyi anne miyim?” sorusunu biraz rahatlatmak istiyor. Bir insan pahalı kahve alırken sadece kahve
pinarilkin
24 May1 dakikada okunur


“Marketing Warfare” Kitabına Göre MarkalarınYaptığı 5 Pazarlama Hatası
Daha önce birkaç kez okumuş olduğum Pazarlama Savaşı (Marketing Warfare) kitabını bir kez daha okudum. Yeniden notlar aldım, çünkü birçok şey güncellendi ama insanın kendini her zaman değerli hissetmek arzusu hiçbir zaman değişmedi. Kitabın özeti; Pazarlama ürün savaşı değil, algı savaşıdır. Peki tanım bu kadar basitken neden markalaşamıyoruz? Kendi yorumumca şu 5 maddeyi çıkardım. Lideri Taklit Etmek Bir marka ne kadar pazar liderini taklit ederse, pazarın liderini kabul etm
pinarilkin
7 Mar2 dakikada okunur


Uyum Sağlamayanların Hikâyesi: Kısılmayı Reddedenler...
Bu yazıyı, Engin Geçtan’ın İnsan Olmak kitabını okuduktan sonra yazmak istedim. Geçtan, insanın en büyük mücadelesinin başkalarıyla değil, kendi varlığını koruyabilmekle ilgili olduğunu söyler. Bazen insan kalabilmek; uyum sağlamakla değil, kendini küçültmemekle ilgilidir. Özellikle de varlığınızın kimilerini rahatsız ettiği ortamlarda. Bazı insanların enerjisi yüksektir, odaya girdiği an hissedersin bunu. Farklı bakar, değişik görür, ortalama ile yetinmez.“İdare eder” cümles
pinarilkin
21 Şub1 dakikada okunur


BİR KARİKATÜRDEN FAZLASI; SOBANIN SOSYOLOJİSİ…
Bazen bir görsel insanın içine bu kadar dokunur mu gerçekten? Umut Sarıkaya’nın o sobalı ev karikatürünü ilk gördüğümde üniversitedeydim, gülememiştim. ‘Burası bizim ev, bu koltuk, bu televizyon, hatta annemin meyve soyması :)’ Çünkü o ev tanıdıktı. O soba tanıdıktı.O kalabalık, o dağınıklık, o sıcaklık… hepsi bir yerden “biz”di. Biz o görseli komik olduğu için sevmedik bence.Kendimizi gördüğümüz için sevdik. O ayrıntıların hepsi her birimizde mevcuttu. Tek odada hayat vardı.
pinarilkin
13 Şub1 dakikada okunur


Hayao Miyazaki’yi İzlemeden Yaratıcılıktan Söz Etmek Zor...
Hayao Miyazaki filmleri ilk bakışta pazarlamayla yan yana gelmez. Animasyon, masal. Biraz da “duygusal” bulunur. O yüzden çoğu pazarlamacı için kenarda durur. Oysa işin içine biraz dikkatle bakınca, tam tersidir. Pazarlamada yaratıcılık genelde yanlış yerde aranır. Daha yüksek sesle konuşmakta, daha iddialı sloganlarda, daha hızlı fikirlerde… Yıllar içinde şunu fark edersin: Hızlı fikir çoktur.Hatırlanan fikir azdır. Miyazaki’nin yaptığı tam da buraya dokunur. Miyazaki filmle
pinarilkin
24 Oca1 dakikada okunur


Yolda Yazıldı...
Etiyopya’dayım.Bir otelin lobisinde, kahvem biraz fazla acı. İnsanlar geçiyor önümden.Kimi telefonuna bakıyor, kimi aceleci, kimi sadece bekliyor. Ve fark ediyorum ki…Coğrafya değişiyor ama insan pek değişmiyor. Ülke değişiyor, dil değişiyor, para birimi değişiyor.Ama yüz ifadeleri tanıdık.Beklentiler tanıdık.Hayal kırıklıkları da... Haritalara, hedef kitlelere, persona slaytlarına fazla bakıyoruz.Ama insan dediğin şey hâlâ aynı yerde duruyor.Beğenilmek istiyor.Anlaşılmak ist
pinarilkin
14 Oca1 dakikada okunur


Pazarlama His İşi Olsaydı Hepimiz Uzmandık
Pazarlamada asıl mesele cesaret değil; neyi, neden yaptığını bilerek cesur olabilmektir. Eğitimli pazarlamacılar bu yüzden sevilmez; çünkü alkış beklemezler, soru sorarlar. Hissi kararları yavaşlatır, egoyu veriye çarptırırlar.“Bence”leri değil, kanıtı konuşurlar. Onlar ortamın havasını bozmaz, gerçeği görünür kılarlar. Bu yüzden rahatsız ederler; çünkü hatayı süslemek yerine düzeltmeyi teklif ederler. Ama markalar da tam burada büyür. Sessiz alkışlarla değil, bilgiyle alınm
pinarilkin
4 Oca2 dakikada okunur


2026: Pazarlama “Bir Tık Daha Akıllı Olabilir Miyiz?” Diye Sormaya Başlıyor...
Yeni yılın ilk günü.Ajandalar tertemiz... Hedefler büyük.Pazarlama ekipleri ise klasik soruyla baş başa: “Bu sene neyi farklı yapıyoruz?” Spoiler:Aynı şeyleri yapıp “bu sefer tutar” demiyoruz. 😌 2026 pazarlamasının şu şekilde çalışacağından eminim; “Ben buradayım.” “İstersen gel.” “Gelmezsen de canın sağ olsun.” Garip ama gerçek: Özgüvenli marka sessiz konuşur. Veri Var, Grafikler Var… Ama Sezgi Hâlâ CEO Evet, dashboard’lar dolu.Evet, raporlar şahane.Ama 2026’da hâlâ şu cüm
pinarilkin
1 Oca2 dakikada okunur


Türkiye’de Lüksün Yeni Tanımı: Sahip Olmak Değil, İyi Hissetmek...
Bir zamanlar lüks; evdi, arabaydı, mülktü.Bugün Türkiye’de lüks, sahip olmak değil hissetmek . Ev fiyatları, araba vergileri, kredi erişimi ve ekonomik belirsizlik; büyük hedefleri çoğu insan için ulaşılamaz hale getirdi.Ama insan psikolojisi boşluk kabul etmez.Büyük hayaller küçülür, anlık tatminlere dönüşür . Ve işte tam bu noktada yeni bir lüks tanımı doğar: “En azından kendime bunu yapabiliyorum.” Bu bir savurganlık meselesi değil.Bu, psikolojik telafi davranışı . Davran
pinarilkin
23 Ara 20252 dakikada okunur


Bir Hamburgerden Fazlası: Friends Etkisi
Bu blogu yazmak için oyuncağı almayı bekledim açıkcası. O kadar heyecanlandım ki satın alım sonrası da bu devam edecek mi diye bekledim. Evet Friends bir efsaneydi ve bu efsaneye bizle tanıklık ettik. Friends bir dizi değil.Friends, bizim için bir zaman kapsülü . Monica’nın mutfağı, Central Perk’teki turuncu koltuk, Joey’nin pizzayla kurduğu ilişki… Bunlar sahne değil; hafıza tetikleyicileri . McDonald’s tam olarak buraya bastı. Oyuncak = ürün; ama asıl satılan şey: “O günle
pinarilkin
18 Ara 20252 dakikada okunur


Sürüngen Beyin: PowerPoint Sevmez, Hayatta Kalmak İster...
Pazarlamada en çok kandırdığımızı sandığımız şey, aslında en dürüst olan : Sürüngen beyin. Mantıkla ilgilenmez.30 slaytlık “Biz kimiz?” sunumlarını sevmez.Vizyon–misyon–değerler üçlemesini de pek takmaz. Onun gündemi net: Güvende miyim?, Kolay mı?, Hızlı mı? Bana ne faydası var? Markalar bazen bunu unutuyor.“Biz 1987’den beri…” diye başlayan her cümlede sürüngen beynin iç sesi yükseliyor: “Tamam da… bana ne?” Satın Alma Kararı = Duygu + İçgüdü (Mantık sonra devreye girer,
pinarilkin
13 Ara 20251 dakikada okunur


Pantone 2026: Cloud Dancer ve Pazarlamanın Sessiz Hikâyesi
Pantone 2026 yılının rengini açıkladı: Cloud Dancer. Bembeyaz, sade, hafif… Adeta “Fırtına sonrası temiz timeline” hissi. Dijital pazarlamacının pazartesi sabahı gibi: umut dolu, boş bir kanvas, KPI’sı henüz bozulmamış bir dashboard… Ama işin ilginci şu ki: Dünya bu renkle yeni tanıştı ama Türkiye aslında çoktan görmüştü. Biz bu ‘Cloud’u ilk Ümit Besen’in kanadında gördük:) Yıllar önce albüm kapaklarında hafif sisler, bulut efektleri, o dramatik beyaz tonlar…Pantone açıklayı
pinarilkin
10 Ara 20251 dakikada okunur


Y Kuşağı: Pazarlamanın En Temiz Kodlarıyla Büyümüş Son Şanslı Nesil
Bazen düşünüyorum…Biz Y kuşağı gerçekten başka bir kalitedeymişiz. Öyle “ben kaliteli nesilim” diye söylemiyoruz;yaşadıklarımız, izlediklerimiz, hissettiklerimiz bile kendi içinde bir marka stratejisi ymiş meğer. Düşünsene, çocukken biz Sıdıka ’dan minimalizmi, Mahallenin Muhtarları ’ndan topluluk yönetimini, Yedi Numara ’dan duygusal marka hikâyesini, Geleceğe Dönüş ’ten ise inovasyon ve zamanın ruhunu yakalama (yani zeitgeist ) dersini aldık. O zamanlar bunların “pazarlama
pinarilkin
7 Ara 20252 dakikada okunur


Meta Pazarlama: Philip Kotler’den Alınacak 10 Altın Ders
Pazarlama kitapları hayatımıza gelir geçer ama bazıları vardır ki rafın tozunu atar, not defterimizi doldurur, bize “Ben yıllardır neyi eksik yapıyormuşum!” dedirtir. Philip Kotler’in Meta Pazarlama yaklaşımı benim için tam da böyle bir kitap. Öyle ki, okurken yer yer altını çizmekten kalem bitti, yanına not alırken notlar kitaplaştırılacak seviyeye geldi. Kısacası: Bu kitapla aşk yaşıyorum — akademik bir aşk. Ve şimdi, hem kendime hem markalara hem de pazarlama dünyasına sü
pinarilkin
2 Ara 20252 dakikada okunur


Markanın Kalbi: Hikâyen Nerede Başlıyor?
Her marka, ilk logosu çizilmeden, ilk ürün üretilmeden, ilk bütçe onayı alınmadan çok önce doğar; çoğu zaman farkında bile olmadığımız bir kıvılcımla… Bir fikrin kalpte attığı an, tüketicinin zihninde yaratmak istediğimiz o “anlam”la tanıştığımız ilk andır. Pazarlamada da asıl büyü tam burada başlar: Markanın köklerini bulmak, ona karakter kazandırmak ve bu karakteri tüketicinin hayatında gerçek bir yere oturtmak. Çünkü insanların satın aldığı şey sadece ürün değil; hissettik
pinarilkin
30 Kas 20251 dakikada okunur


Neden Pazarlama? Çünkü Her Marka Bir Hikâyedir.
Pazarlamaya ilk adım attığım günden beri fark ettiğim bir gerçek var: '' İnsanlar ürün satın almaz; hikâye satın alır.'' Markalar ise ancak kendi hikâyelerini doğru anlatabildiklerinde gerçek anlamda büyürler. Bu blogu da tam olarak bu yüzden açtım.Pazarlamanın kalbine, hikâyelere, stratejiye ve insana dokunan o görünmez güce birlikte bakmak için… Pazarlama Neden Benim İçin Bir Tutku? Pazarlama, bazen bir tüketicinin zihninde fark edilmeyen bir kıvılcım yakar, bazen bir marka
pinarilkin
23 Kas 20252 dakikada okunur
bottom of page